Pelvik Taban Cerrahisi

“Pelvik Rekonstrüktif Cerrahi” de dediğimiz, pelvik taban cerrahisindeki yeni tedavi teknikleri ile rahim, idrar kesesi sarkması, kalın barsağın son kısmının sarkması, idrar kesesinin çalışma bozuklukları ve idrar kaçırma problemleri etkili ve başarılı bir şekilde ameliyat edilebilmektedir. Pelvis, kadınlarda üreme organlarının yerleştiği karın alt kısmındaki alandır. Pelvis tabanını ise bu alanı oluşturan, kas, bağ dokusu ve bağlardan oluşan katman olarak tanımlayabiliriz. Her dört kadından biri idrar kesesi ve pelvis tabanı ile ilgili problemlerden yakınır. ”İdrarımı tutamıyorum!”, ”saat başı idrara gidiyorum, neredeyse her tuvaleti tanıyorum!”, ”korkumdan sokağa çıkamıyorum, komşuya gidemiyorum!”, ”devamlı idrarım varmış gibi hissediyorum!”, ”gece sık sık tuvalete gidiyorum!”, ”sırt ve kasık ağrılarım var!”, ”dışkımı eskisi gibi kontrol edemiyorum!” ya da “aşağıda elime gelen bir şey var!”.

Düşünüldüğü gibi sadece ileri yaştaki kadınların problemi değildir. Son araştırmalara göre “doğum sonu her üç kadından biri, idrar kesesi ile ilgili sorunlar yaşıyor” ve ancak çok az bir kısmı normale dönüyor. Tüm bu sorunların temelindeki neden, doğumlar, geçirilen operasyonlar ve yaşa bağlı olarak pelvis tabanındaki kasların ve bağ dokusunun gevşemesidir. Sonuç olarak bu kişilerde yaşam kalitesinde, önemli ve olumsuz değişiklikler meydana gelmektedir. Hastalar yaşam şekillerini değiştirmekte, sosyal hayatlarını kısıtlamaktadırlar. Daha az su içerek böbrek taşı, idrar yolu enfeksiyonu, vücudun su ihtiyacını kısıtlayarak depresyona kadar giden süreçler yaşanmaktadır. Kitle etkisine bağlı, ciddi böbrek yetmezliği yaşayan hastalarımızı dialize almak durumunda kaldık. Utanma, kendine güveni yitirme ve partnerlerinin problemlerini fark etme korkusu gibi nedenlerle bu kişilerin cinsel yaşamları da ciddi şekilde kısıtlanmıştır. Yapılan anketlerde %60 a varan oranlarda cinsel yaşamın engellendiği görülmüştür.

Problemler gittikçe artmasına rağmen, eskiden olduğu gibi sorunlarını dile getirmek bir "tabu" olarak görülmekte ve bu hastalar çok az yardım istemektedirler. Bir kısım hasta şikayetlerini doktora veya yakınlarına anlatmaktan utanmakta, diğerleri de kendi yaşında bu problemlerin normal olduğunu düşünmektedir. Asıl önemli bir nedende son yıllara kadar kalıcı ve etkili tedavi yöntemlerinin olmaması ve başvurulan hekimin fazla seçeneği olmaması idi. Yakın zamanlarda uygulanmaya başlanan transvajinal tape (TVT) ve transobturator tape (TOT) gibi, idrar kesesi ağzının bir sentetik bandla desteklenmesi son derece etkili yeni bir operasyon tekniğidir. Ancak idrar kaçırma şikayeti olan hastaların ancak %15‘i için doğru operasyonlardır.

1990 yılında Avustralya'dan Prof. Dr. Peter Petros ve İsveç'ten Prof. Dr. Ulmsten'in ortaya attığı “İntegral Teori” temelli yaklaşım ve girişimler sayesinde pelvik taban cerrahisinde çok büyük ilerlemeler gerçekleştirildi. Avrupa’dan Prof. Dr. Klaus Goeschen’in de katkı ve çalışmaları ile başlarda sadece idrar kaçırmaya yönelik yapılan ameliyatlar tüm pelvik tabanda, “İntegral Teori” prensibiyle uygulanmaya başlandı. Pelvik tabandaki tüm hasarlar, özenli ve kapsamlı muayeneler ile değerlendirilerek, sadece hasarlı bölge değil, tüm bölge ele alınmaya başlandı. Eskilerde %40-50 civarında başarı ve geçici iyileşme sağlayan ameliyatların yerine, bu tekniklerle %85-95 başarılara ulaşıldı.

Dikkatli bir muayene ve gerekli araştırmalardan sonra, vajinal(hazneden), hemen hemen kanamasız ve küçük kesilerle operasyon gerçekleştiriliyor. Gücünü yitirmiş, gevşemiş bağlar, eğer gerekliyse sentetik materyaller de kullanılarak güçlendiriliyor, sarkan tabakalar çıkarılmadan uygun şekilde üst üste getiriliyor, böylece ameliyat sonu iz kalması engelleniyor, aynı zamanda haznenin elastikiyeti ve fonksiyonelliği korunmuş oluyor. Bu ameliyatlar sonunda hastaların kısa sürede normal yaşamlarına kavuşması sağlanıyor. İlişkiye girme dışında birkaç hafta da normal yaşamlarına dönebiliyorlar.

Pelvik taban nasıl çalışır?

Yeni bilgilerin ışığında pelvik taban çalışması tramboline benzetilmiştir.

Pelvik taban kasları (ortadaki mavi renkli zıplama ağı bölümü) ve bağları oluşturan zıplama yayı bölümünden (yanlara tutunan ) oluşan bir tramboline benzer. Bağlar önde, ortada ve arkada leğen kemiklerine yapışır. Trambolinin üstünde bir lastik balon gibi idrar kesesi durur. İdrar kesesi dolunca, trambolin ağı ve yayı gerilerek aşağı doğru sarkar. Dolma ile birlikte idrar kesesi tabanında bulunan sinirler, beyine uyarı göndererek, idrar kesesinin dolduğunu haber verir. Belli bir aşamadan sonra beyin, idrar kesesine boşalması için uyarı gönderir. Eğer kişi o sırada idrarını yapacak durumda değil ise, pelvis tabanındaki kaslar kasılarak, trambolin ağının yukarı kalkmasını, dolayısıyla idrar kesesi tabanının bası yapmamasını sağlar. Böylece sıkışma hissi azalır ve kişi rahatlar. Ama tabiî ki bu mükemmel sistem ancak, trambolin sağlamsa söz konusudur.

Özellikle doğumlar nedeniyle kaslar zayıf ve gergin değilse, idrar kesesi tabanı yeterince kaldırılıp, dengede tutulamayacaktır. Bağlar ve kaslar sarkacak, kişi idrar kesesinin az miktarda dolmasında bile, idrara sıkışma ile tuvalete gidecektir. Pelvik tabandaki hasarın bölgesine göre, trambolin sistemindeki bozukluk, değişik şikayetlerle kendini gösterecektir.

Ön bölgelerdeki bir zayıflıkta, idrar kesesinin ağzı öksürük, hapşırma, ıkınma, yürüyüş, spor gibi aktivasyon esnasında yeterince kapanamayacak ve kontrolsüz idrar kaçırma söz konusu olacaktır. Aynı zamanda ön bölgedeki bağlar, dışkılama kontrolünde de rol oynadığı için bu hastalarda, istemsiz dışkı kaçırmalar olabilmektedir.

Pelvisin orta bölgesindeki hasarlar, karşımıza genellikle sık idrara çıkma, sıkışma hissi, tuvalete yetişemeden idrar kaçırma olarak çıkmaktadır. Arka bölgedeki bağ dokusu hasarlarında, işeme zorlukları, gece sık idrara çıkma, sırt ve kasık ağrısı, rahim veya hazne sarkmaları görmekteyiz.

Bu karışık ve bir bütünlük oluşturan yapı içinde, her hasta dikkatlice değerlendirilmekte ve bazen bir şikayet için birçok düzeltme (Total Pelvik Rekonstrüksiyon) gerekmektedir. Bu da zaten eskiden, "sadece şikayete yönelik yapılan ameliyatların neden tam başarılı olamadığını" göstermektedir.

Organik nedenli cinsel problemler?

Cinsellik, bir sorun olmadığı sürece çoğu insan için problem değildir. Ancak günün birinde engellenirse, sıkıntılar başlar. Özellikle doğumlardan, alt genital bölge ameliyatlarından, hazne veya rahim sarkmalarından sonra ve yaşlanmayla birlikte sorunlar artabilir. Kişi bu sorunlarını eşlerinden çok hekimleriyle paylaşmayı seçer. Bazen aşağılanma, terslenmeye kadar varan tepkilerle karşılaşabilmektedirler. Sorunsuz bir seksüel yaşam için pelvik tabanın sağlıklı bir bütünlüğü esastır. Burada hazne veya rahim sarkması, eski ameliyatlara bağlı hasarlar kadar, o bölgedeki organların ilişki sırasındaki fonksiyonları da önemlidir. Hatta tahmin edilebileceği gibi, ilişki sırasında idrar, gaz ve dışkı kaçırma bu kişileri daha da büyük sıkıntılara sokar. Bu problemler, aslında sanıldığından daha sıktır. Detaylı bir muayene ve görüşme ile her yaş grubundaki hastaya yardımcı olmak mümkündür. Haznedeki sarkan, genişlemiş bölgeler tespit edilip, düzeltmeler sağlanarak, sağlıklı bir cinsel yaşam sağlanabilir.

Doğumlar

Hayatın ilerleyen yıllarında oluşabilecek bir rahim veya hazne sarkmasından çoğunlukla doğumlar sorumludur (doğumlar sadece sık görülen nedendir. Hiç doğum yapmayanlarda da sarkmalar olabilir). Çoğu kadın haznelerinin genişlediğini, eşini tatmin edemediği duygusuna kapıldığını ifade eder. Bunu bizlere gelip, bizzat söyleyen eşler de vardır. Doğumlara bağlı hasarlar hazne ve pelvis tabanının her bölgesinde olabilir. Hazne duvarlarında sarkma, pelvis tabanı kaslarında, sinirlerinde ve bağlarında zafiyet olarak kendini gösterir. Ayrıca hazne girişi civarında doğuma bağlı yırtıklara da dikkat etmek gerekir. Bu sorunlar, ilişkiden zevk alamama, idrar kaçırma ve ilişki sırasında ağrılara yol açabilir.

Geçirilmiş Ameliyatlar

Azımsanmayacak ölçüde alt genital bölgeden geçirilmiş ameliyatlar, yaşamın ileri evrelerinde cinsel problemler yaratabilir. Rahim ameliyatları, yine hazneden yapılan sarkma ameliyatları sonucu yeni sıkıntılar, şikayetlerin devam etmesi, ilişki sırasında ağrı oluşması ve zevk alamamaya neden olabilir. Bu kadar çok organik (psikolojik olmayan) nedenli cinsel problemler olmasına rağmen, günümüzde bu sebeplerle doktora gitmek hala bir tabu olarak görülmektedir. Uyguladığımız ve geliştirdiğimiz “ Integral Sistem” tabanlı operasyonlarla hastalarımızın sıkıntısız bir cinsel yaşam geçirmelerine yardımcı olabilmekteyiz.

Nasıl Yardımcı olabiliriz?

Pelvik taban egzersizleri

Trambolin örneği de baz alınarak, önemli pelvik taban kaslarını güçlendirmeye yönelik egzersizler geliştirilmiştir. Kişiler bu egzersizleri günlük hayatları içinde ve ekstra zaman harcamadan gerçekleştirebilmektedir. Bu anlamda, idrar kesesi ve barsak çalışmasını kontrol eden çok önemli iki farklı kas grubu hedef alınır.

Birincisi çizgili kas grubu; idrar kesesi ve barsak son kısmı anüsün bulunduğu bölgenin açılmasını ve kapanmasını sağlar. Düz kas grubu ise, bu bölgedeki organlar için çok önemli olan elastikiyeti sağlar. Genital organları normal pozisyonda tutar ve gereksiz hareket etmelerini önler. Bu kasları güçlendirmek için elektriksel uyarım etkilidir. Çalışmalar, elekriksel uyarılar sonucu, hasarlı dokularda kanlanmanın arttığını göstermiştir. Dolayısıyla bölgede oksijen ve enerji artımı ile kaslarda kuvvetlenme sağlanmıştır. Bu da kasların dayanma gücünü arttırmaktadır. Birlikte çalıştığımız bir grubun yaptığı güncel bir araştırmada, sorunlarda %70 e kadar varan bir düzelme gösterilmiştir. Ancak organlarla (İdrar kesesi, idrar yolu, hazne, barsaklar) kaslar arasında iletişim sağlayan bağlar hasarlı ise, bu egzersizler işe yaramayacaktır. Örneğin, Aşil tendonu koptuğunda, kaslar normal olduğu halde ayağınızı arkaya doğru hareket ettiremezsiniz.

Bağ dokusu hasarlı ise kaslar hazne duvarına esneklik ve sağlamlık sağlayamaz.

Bu durumda özel bir band ile, kaslar ile hazne arasındaki ilişkiyi sağlıyoruz.

 

Bağ dokusu hasarı olmayan, dolayısıyla operasyon düşünmediğimiz bazı hastalara alternatif tedavi olarak veya ameliyat sonrası kasları güçlendirmek için kişisel kullanıma uygun elektrotedavi aygıtları vardır.


Ameliyat


Pelvik bölge organları (İdrar kesesi, idrar borusu, vagina, kalın barsakın son kısmı) ile kasları bir arada tutan bağlar hasarlı ise bu tür elektro tedaviler faydalı olmayacaktır. Organlar ve kaslar arasındaki bağlantıyı sağlayan bağlar sağlam olmazsa, yapılanlar hiçbir işe yaramayacaktır. Bütün bu güncel bilgiler ışığında ve bilimsel çalışmalarla desteklenmiş Goeschen/Çalışkan metodu ile;
* daha yüksek başarı oranı
* daha az ağrı
* küçük ameliyat izi
* kısa süre hastanede kalma
* günlük hayata hızlı dönüş
* doğal yol olan hazneden girişim
* daha az komplikasyon ile ameliyatlar yapıyoruz.
Bütün bu ameliyatlarda temel prensiplerden biri de, birçok cerrahın aksine, “rahimi çıkartmamaktadır”. Rahim pelvik tabanın formunu ve stabilizasyonunu sağlar. Tüm bağlar burada toplanır. Rahim çıkarılırsa, bağların beslenmesi ve desteği engellenmiş olur. Bunu almak ahenkli bu yapının çökmesini kolaylaştırır. Bazı seyrek durumlarda, rahimin alınması gerekebilir, gerekince bunu zaten yapıyoruz. Ayrıca sağlıklı bir rahimi almak, aksine ilerde idrar problemlerini daha da arttıracaktır, hasta önemli bir organını kaybetmiş olacak, genç hastalar bir daha çocuk sahibi olamayacaklardır.

Geleneksel ameliyatlardan farkımız ne ?

Günümüzde hala Avrupa ve dünyanın büyük kısmında uygulanan ameliyatların etkisiz olmasının nedeni, uygun tekniklerin seçilmemiş olmasındandır. Rahim, bütün bağların yapışma yeri olan rahim ağzıyla (periservikal ring) çıkarılmakta, hazne duvarı fazlalık diye kesilmekte ve körlemesine birleştirilmektedir. Zorla birleştirilen bu dokular, en ufak bir zorlamayla kötü iyileşmekte ve başarısızlığa neden olmaktadır. Başlarda anatomik olarak düzelmiş gibi görünen yapılar, elastikiyete önem verilmemesi ve kısa süre sonra zorlamayla, eski ameliyat yerlerinden zedelenmekte, zaten güçlendirilmemiş bağlar, daha da kötü zayıflamaktadırlar. Bazen de karın duvarı açılarak yapılan operasyonlarla, fizyolojik yönler göz ardı edilmekte, büyük ameliyat izleri ve ameliyat sonrası ağrılara sebep olunmaktadır.

Yeni tekniklerin temeli; düzeltmenin yanında yeni oluşacak fonksiyon değişikliklerini hesaba katmak, kesinlikle fazlalık gibi görünen hiçbir dokuyu çıkartmamak, aksine bu dokuları kullanarak, elastik ve fonksiyon gören yapılar oluşturmaktır. Artık gücü kalmamış, zayıflamış bağlar yerine, insan vücuduna-dokularına uyumlu, kuvvetli, iyi kullanıldığında son derece güvenli sentetik materyaller kullanılmakta ve bu materyaller, özel geliştirilmiş aletler yardımıyla, pelvik bölgede gerekli yerlere yerleştirilmektedir. Her yaşta güvenle uygulanabilir ameliyatlar olup, Goeschen/Çalışkan tekniği ile 24-88 yaş arasındaki hastalara 3000’ni aşkın operasyon gerçekleştirdik.

Ön bölge hasarlarına yönelik cerrahi yaklaşım

Eğer ön taraftaki, idrar kesesi ağzının çalışmasını sağlayan bağlarda bir zedelenme varsa, bu bölgedeki kaslar düzgün çalışamaz ve özellikle idrar ve bazen de dışkılama kontrolü kaybolur. Biz bu durumda, zedelenmiş bağ yerine sentetik bir band yerleştiriyoruz. Hazneden iki taraflı yapılan küçük iki kesi ile band, idrar kesesi ağzının altına yerleştiriliyor ve uçları kasıktan çıkarılıyor. Bu bandın genişliği ortalama 1 cm ve dış bölgede hiç dikiş olmadan işlem bitiriliyor. Bu band etrafında vücudun oluşturduğu reaksiyonlar sonucu, yaklaşık 3 ay sonra sağlam ve kalıcı bağ dokusu oluşuyor.

Yukarıda operasyonun basit bir şemasını görüyorsunuz. Aşağıda ise bu operasyonlarda kullanılan materyaller görülüyor.

Orta bölgedeki hasarlara yönelik ileri ameliyat teknikleri

Orta bölümde vagina ön duvarı bir geniş bağ dokusu tabakası ile iki tarafa tutunmuştur. İki çamaşır ipi arasına asılmış bir havlu gibi düşünebilirsiniz. Bu havlunun üstüne idrar torbası oturmuştur. Eğer bu havlunun ortası çökerse, üstüne oturan idrar torbası ve vajina ön duvarı sarkar. Bu da hastada sıkışma hissi, idrar tutamama ve idrar boşaltma sorunları olarak görülür.

Resimde zayıf alandan idrar kesesinin vajinaya doğru sarkması şematize edilmiştir. Benzer şekilde, yandan kesitle aşağıda tarif edilmektedir.

Geleneksel ameliyatlarla bu hasarı onarmak çok zordur. Hastaların üçte biri geri gelir. Çünkü zayıf dokular, tekrar esnerler. Biz vajina duvarını özel üretilmiş sentetik band veya ağlarla tekrar güçlendiriyoruz. Sarkık dokular asla kesilip atılmıyor, tabakaları güçlendirmek için tekrar kullanılıyor.

Yukarı da geniş bir ağ (sarı renk) kullanılarak yapılan işlem tasvir edilmiş, beraberinde operasyon görüntüleri verilmiştir.

Bazen havlunun asılı olduğu iplerde çökebilir. Benzer durumda idrar kesesi ve vajina ön duvarı aşağı çöker. Benzer şikayetler ve elime aşağıdan bir şey geliyor diye hastalarımız bize gelir. Yine aynı şekilde kalıcı bir tedavi ve düzeltme ancak bu sentetik materyaller yardımı ile olur.

Yukardaki şekillerde, anlatmaya çalıştığım, havlu/çamaşır ipi örneğini ve değişik şekillerde oluşabilecek hasarları görüyorsunuz. Hastaların başvurma şikayetleri benzerdir.

Arka bölge hasarlarında cerrahi yaklaşım

Eğer arka bölgedeki bağ dokularında hasarlar oluşursa, hastalar sıklıkla karşımıza rahim sarkması ve hazne arka duvarının sarkması ile gelir. Dışkılama güçlüğü, dışkısını tam boşaltamama, kasık/bel ağrısı, idrar yapma güçlüğü, sıkışma hissi, dışkı tutamama, gece sık idrara gitme şikayetleri vardır.

Yukarıdaki şekilde, zayıflayan dokular nedeniyle kalın barsak son kısmının hazneye doğru nasıl yer değiştirdiğini görüyorsunuz. Aynı prensiple bu durumda da klasik ameliyatlarla başarı şansı kısıtlıdır. Goeschen/Çalışkan metodunda gevşeyen bağlar sentetik bandlarla güçlendirilir. Aynı zamanda hazne duvarı, sentetik ağ kullanılmadan, özel bir teknikle onarılır. Böylece hazne ve makat eski pozisyonuna getirilir. 2-3 ay sonra, yerleştirilen sentetik band vücudun bir parçası gibi çalışmaya başlar. Bu bandlar ağrı sorunu yaratmaz, çünkü sıkı şekilde tespit edilmezler ve gerekte yoktur.

Tissue fixation system de olduğu gibi, organları normal pozisyonuna getirebilmek için birden fazla band (sarı renkle gösterilmiştir) kullanmaktayız.

Yukardaki resimde, mavi renkli sentetik bandları, sarı renk ile gösterilen sakrospinal ligamana, geliştirdiğimiz özel aletle (Goeschen-Handke Medizintechnik Gmbh Germany) dikerek, sarkan rahimi son derece etkili ve kalıcı bir şekilde normal pozisyonuna getirebiliyoruz..

Yukardaki resimlerde “Total Pelvik Rekonstrüksiyonda” kullandığımız bazı aletler görülmektedir.

Zincirlenmiş vajen sendromu

* daha önce geçirilmiş pelvik taban operasyonu sonucu idrar kaçırma
* rahim alınması sonucu idrar kaçırma
* geçirilmis hazne düzeltme operasyonu sonucu idrar kaçırma
* idrar kesesi ameliyatı sonrası idrar kaçırma
* band veya ağ kullanılarak yapılan operasyonlar sonucu idrar kaçırma

Bu bahsettiğimiz ameliyatlar sonrası, idrar kesesi boynunda oluşabilecek nedbe dokusu nedeniyle, bazı hastalarda özellikle ayağa kalktığında, idrar kesesindeki tüm idrarın boşalması şeklinde, şiddetli kontrolsüz idrar kaçırma olabilmektedir. Bizler tarafından oluşturulan bu istenmeyen durum nedeniyle, sertleşmiş idrar kesesi boynu, idrar kesesinin açılma ve kapanma fonksiyonlarını engeller. Düzeltmek için yapılan teflon, microbalon vs uygulamaları durumu daha da kötüleştirir. İdrar kaçırmayı önleyebilmek için idrar kesesi boynunun tekrar eski elastikiyetine kavuşturulması gerekir. Bu amaçla Prof. Goeschen tarafından modifiye edilerek yüzlerce hastada başarı ile uygulanmış ve “Türkiye’de ilk kez uyguladığımız kas-yağ-deri grefti“ tekniği ile hazne girişinden aldığımız doku yaması sayesinde %80 başarıyla tedavi etmekteyiz.

Ameliyat öncesi

Tüm hastalarımızı ameliyattan bir gün önce aç olarak, sabah erken saatlerde çağırıyoruz. Ameliyat öncesi gerekli tetkik ve konsültasyonlar yapıldıktan sonra çoğunlukla öğleden sonra yolluyoruz. Ameliyat sabahı erkenden aç ve su içmeden gelmelerini söylüyoruz. Aspirin, kan sulandırıcı gibi ilaçları kullanıyorlarsa, en az 10 gün önce alımını kesiyoruz.

Ameliyat sonrası

Ameliyat çeşidine göre 1-2 gün arasında hastanede tutuyoruz. İdrar sondanız bir gece kalıyor. Normal şartlarda kanama olmuyor. Eve gittikten sonra, dikkatli ve nazik olmak şartıyla tüm günlük işlerinizi yapabilirsiniz. Birkaç hafta sonra çalışmaya başlayabilirsiniz. Sadece ilk 3 ay özel dikkat gerekiyor. Ani ve zorlayıcı hareketler, dikişlere zarar verebilir. Tam bir iyileşme bölgenin özelliği nedeniyle 3 ay sürüyor. Bu dönemde, bazen hafif kanlı olabilecek akıntılarda olacaktır.

Ameliyat sonuçları;

Hiçbir ameliyat için mutlak başarı garantisi yoktur. Kendi tecrübelerimiz, benzer teknikleri uygulayan hekimlerle paylaşımlarımız ve son olarak Uluslararası bir dergide yayınlanan, uzun dönemde (1-14 yıl) anatomik başarı oranlarımız %90-98 arasındadır.

Çalışma Alanlarım

* Rahim sarkması
* Hazne sarkması
* İdrar kesesi sarkması
* Anal prolapsus (makat sarkması)
* Vücut hareketleriyle kontrolsüz idrar kaçırma (Stres inkontinans)
* Daha önce geçirilen ameliyatlara bağlı şiddetli idrar kaçırma
* Devamlı idrar yapma hissi, ani sıkışma hissi
* Gün içinde sık idrara gitme
* Gece sık işeme
* İdrar kesesini boşaltma sorunları
* İlişki sırasında veya diğer zamanlarda, açıklanamayan kasık ve bel ağrıları
* Dışkı tutamama ve dışkılama sorunları
* Geçirilmiş ameliyatlara bağlı, haznede daralma veya değişiklikler
* Organik nedenlere bağlı seksüel problemler

Sorular cevaplar

**Goeschen/Çalışkan metodunun, diğer muayene yöntemlerinden farkı ne?

Klasik muayene yöntemleri, örneğin mesane basıncını ölçme (Ürodinami), bir sorun olduğunu gösterebilir. Ancak mesanenin veya pelvik tabanın neresinin hasarlı olduğunu göstermez. Bizim uyguladığımız İntegral Sistem muayene ve tanı algoritması ile, sorunları oluşturan mesane veya pelvik tabandaki hasarlı bölge tam olarak tespit edilebilmektedir.

** Goeschen/Çalışkan metodu ile yapılan idrar kaçırma (inkontinans) operasyonlarının, klasik yöntemlerden farkı nedir?

Klasik yöntemlerde çoğunlukla karından girilerek, mesane boynu asılmakta. Bu operasyonlar büyük ameliyat izi, daha çok ağrı, idrar sondasının uzun süre kalması, daha çok komplikasyon, hastanede daha uzun süre kalmaya yol açtığı gibi başarı oranları daha düşük ve fizyolojik olmayan bir düzeltmeye neden olur. Goeschen/Çalışkan yönteminde, idrar kaçırma operasyonları hazneden yapılır. Hazırlanan sentetik band ile hasarlı bağ dokusu yenilenir (TOT veya TVT operasyonu). Hazneden yaklaşım, aynı zamanda diğer hasarlı bölgeleri onarmamızı da sağlar. Çünkü biliyoruz ki hastaların %85 de şikayetler, pelvik tabanın birçok alanındaki değişik oranlardaki hasarlardan kaynaklanmaktadır. Sadece hareket, öksürme, bir şey kaldırma vb durumlarda idrar kaçıran hastalarda, daha da geliştirerek uyguladığımız TOT operasyonlarında başarı %98 civarındadır. Ameliyat sonrası daha az ağrı, kısa süreli idrar sondasının kalması, hastanede sadece bir gece yatma diğer avantajlarıdır. Hasta kısa sürede günlük hayatına dönebilir, alışveriş, ev işi, araba kullanma gibi aktivitelerini yapabilmektedir.

** Goeschen/Çalışkan metodunun, klasik sarkma operasyonlarından önemli farkları nedir?

Klasik operasyonlarda, rahim ve sarkan hazne çıkarılmakta, kısalmış ve nedbe dokusu nedeniyle sertleşmiş bir hazne nedeniyle ilişkide ciddi sorunlar oluşabilmektedir. Rahim ağzının çıkarılmasıyla pelvik tabanın en güçlü destek bölgesi yok olmakta, zamanla idrar ve dışkılama problemler yaşanmaktadır. Çoğu zaman operasyon sonrası günlerce, hatta haftalarca yatak istirahati önerilmekte, uzun süreli tampon uygulanmaktadır. Halbuki sorun 60 gramlık rahimin sarkması değildir. Onu tutan bağların ve çevre dokuların hasarıdır. Goeschen/Çalışkan yönteminde kural olarak rahim çıkarılmamakta, hiçbir doku parçası kesilip çıkarılmadan sentetik materyallerle yamalar yapılmaktadır. Böylece hazne ve diğer organların normal uzunluk, genişlik ve fonksiyonları korunmaktadır. Düzeltme mantığı sonucunda ani sıkışma hissi, gündüz ve gece sık idrara gitme, açıklanamayan kasık ağrısı, dışkılama sorunları da aynı seansta çözümlenebilmektedir. Sonda ve tampon 12 saatte çekilmekte, birkaç gün içinde hatta bazen ertesi gün taburcu edilmektedir.

** Başarı oranları

Avustralya KVINNO Center’in International Journal of Urogynaecology da, Almanya KVINNO Center’in “Frauenarzt” dergisinde ve bizim geliştirerek modifiye ettiğimiz yöntemleri kullanarak ameliyat ettiğimiz Pelviperineology dergisinde yayınladığımız 267 hastadaki sonuçlara göre;

Objektif anatomik düzelme %95
Stres inkontinans %95
Sıkışma inkontinansı %78
Sık idrara çıkma %85
Gece sık idrara çıkma %80
Ani sıkışma hissi %80
Dışkılamada zorluk %97
Hayat kalitesinde tamamen düzelme %80
Oranlarında başarı ile tedavi edilmiştir.

** Eğer şikayetlerim tekrarlarsa, bu ameliyat başarısız oldu mu demektir?

Her zaman geçerli değil. Pelvik taban bağları amortisör gibi çalışır. Karın içi basıncıyla zamanla, başka taraftaki bağlar zayıflayabilir. Böylece yeni şikayetler, sanki eski şikayetler tekrarlamış gibi görülebilir. Geniş ve uzun süreli hasta serilerinde tam başarısızlık oranımız %2.6 dir. Bu oran son yıllarda %1 'in altındadır.

** Operasyon başarısız olursa ne olacak?

Goeschen/Çalışkan  operasyonları az gergi ve hiç doku çıkarılmadan yapıldığı için, bozulmuş yapı tekrar başka bir operasyonla düzeltilebilir. Hastalarımıza koruyucu cerrahi uyguladığımız için tekrar operasyon rahatlıkla denenebilmektedir. 14 yıllık takiplerimizde tekrar ameliyat etmemiz gereken hasta oranı %4 dür. Tecrübe arttıkça bu rakam %1 in altına inmiştir.